<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>E-net Güncel &#187; Başak Hilal</title>
	<atom:link href="http://www.e-net.gen.tr/guncel/kategori/kose-yazilari/basak-hilal-kose-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel</link>
	<description>E-net Güncel Haberler Bölümü</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Oct 2010 21:35:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aşk için Aşkla, Şem ile Pervane…</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/ask-icin-askla-sem-ile-pervane%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/ask-icin-askla-sem-ile-pervane%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 11:55:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[şem ile pervane]]></category>
		<category><![CDATA[şem ile pervane aşkı]]></category>
		<category><![CDATA[şem ile pervane hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[şem ile pervane hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[şem ile pervane nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=906</guid>
		<description><![CDATA[Şem ile Pervanenin hikayesini bilir misiniz? Benim en sevdiğim, en kendi halinde ve hüzünlü aşk hikayesidir. Bilenler hafızalarını tazelesin, bilmeyenlerse bir de benim gözümden aşkın büyülü dünyasına kısacık bir yolculuğa çıksın şimdi&#8230;
Bu hikaye, Şem (Mum) ile  O&#8217;na kör kütük aşık olan Pervane&#8217;nin (Kelebek) hikayesidir. Özellikle yazın her akşam gözlerimizin önünde aşklarını yaşarlar. Her gece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-907" title="Mum Işığı" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/mum-isigi-300x194.jpg" alt="Mum Işığı" width="300" height="194" />Şem ile Pervanenin hikayesini bilir misiniz? Benim en sevdiğim, en kendi halinde ve hüzünlü aşk hikayesidir. Bilenler hafızalarını tazelesin, bilmeyenlerse bir de benim gözümden aşkın büyülü dünyasına kısacık bir yolculuğa çıksın şimdi&#8230;</p>
<p>Bu hikaye, Şem (Mum) ile  O&#8217;na kör kütük aşık olan Pervane&#8217;nin (Kelebek) hikayesidir. Özellikle yazın her akşam gözlerimizin önünde aşklarını yaşarlar. Her gece bir aşık, sevgilisine olan tutkusu için kendini sevgilinin ışığına bırakarak ruhunu teslim eder. Hani şu avizelerin içinde biriken minik kelebekler varya, onlardan bahsediyorum. Kısacık ömürlerine kocaman bir aşkı sığdıran kelebeklerden&#8230;.Aşka karşı koyamadıkları için kendilerini O’nun dibinde sonsuzluğa bırakan kelebeklerden&#8230;</p>
<p>Hikaye şöyle, Şem  görkemli, dimdik duran karşı konulmaz bir sevgiliyi temsil eder. Kendinden asla ödün vermez&#8230; İçindeki can fitili ateşini her daim taze tutar&#8230; Aşk için yanar&#8230; Aşk için söner en sonunda&#8230; Aşkı o kadar kuvvetlidir ki, bu yücelikle etrafa ışık saçar&#8230; Karanlığın içinde asilce ışığını yayar. Derken bir gün, bir pervane aradığı ışığın izini bulur. Aşkla uçar Şem&#8217;e doğru&#8230; Kanatlarının rüzgarı Şem&#8217;in aşk ışığını titretir&#8230; Pervane önce hayranlıkla uzaktan uzaktan döner Şem&#8217;in etrafında&#8230; Henüz kanatları alevin tadına erişmemiştir. Etrafında aşkla çırpar kanatlarını&#8230; Döner durur öylece bir süre&#8230; Sonra, yetmemeye başlar bu mesafenin hissettirdikleri&#8230; Biraz daha yaklaşmaya niyetlenir.. Dönmekten asla vazgeçmez&#8230; Gitgide alevin sıcaklığını daha çok hissetmeye başlar&#8230; Sıcaklığı hissettikçe biraz daha yakınlaşma arzusuna karşı koyamaz… Daha yakın, daha yakın, daha da yakın olmak ister. Artık her dönüşte biraz daha yaklaşır Şem&#8217;in aşkına, alevine&#8230; Aleve yaklaştıkça can fitiline de yaklaşacağını da umarak çırpar kanatlarını&#8230; Şem&#8217;e ışık veren, aşk veren ince uzun ipe erişmek, aşkının ibadetidir. Tam da aşkla aleve yaklaşmışken, kanadının ucu alevden nasibini alır aniden… Yanar&#8230;! Pervane can acısıyla uzaklaşır Şem&#8217;den&#8230; Aşkın acı verebileceğini yeni öğrenmiştir&#8230; Şaşırır&#8230; Uzakta bir yere konar ve Şem&#8217;i izler&#8230; Acısı birazcık dinmeye başladığında, yeniden aşka uçma tutkusu kaplar ruhunu&#8230; Engel olamaz kendine&#8230; Bu sefer en yakından başlar Şem&#8217;in etrafında dönmeye&#8230; Öncekinden farklı olarak yeni yerler keşfeder Şem&#8217;de&#8230; Eriyen mumun çıkarttığı minik topakcıklar gözyaşları misali çevrelemiştir Şem&#8217;in vücudunu&#8230; Pervane Şem&#8217;in gözyaşlarına konup, onlara tutunmayı öğrenir. Böylece Şem&#8217;e hem daha yakın nefes alır, hem de daha çok vakit geçirirler birlikte&#8230; Pervane yaralıdır, Şem ise ağlamaklı&#8230; Günler böyle geçip giderken, Pervane Şem&#8217;in tükenmeye başladığını fark eder&#8230; Artık ışığı daha az yeri aydınlatır, daha çok göz yaşı biriktirir eteklerinde&#8230; Sonun başlangıcını hissetmeye başlar Pervane&#8230; Şem’i sona yaklaştıran gözyaşları Pervane’nin aşkla yok olma nedenine dönüşür. Aleve daha yakın, daha şiddetle aşkla çırparak kanatlarını, döner durur Şem&#8217;in etrafında&#8230; O&#8217;nu kurtaracak bir yol bulamayacağını fark edince acısına ortak olmayı seçer&#8230; Alevin etrafında aşkla dönerken, aşkının içindeki can fitiline bırakıverir kendini, aşkını, canını&#8230; Usulca Şem&#8217;in gözyaşlarından yarattığı eteğinin üzerine düşüverir cansız bedeni&#8230; Bunu fark eden Şem için direnecek bir neden kalmaz artık&#8230; Gözyaşlarını Pervane&#8217;ye örtü yapar, O&#8217;nu aşkıyla sarmalar ve yavaş yavaş üzerine akarak aşklarını sonsuza kadar biraraya getirir&#8230; İşte Şem ile Pervane&#8217;nin dillere pelesenk, meşhur, sonsuz aşkı yüzyıllardır böylece yaşanır durur&#8230; Şekil değiştirerek ama özünden bir şey yitirmeden&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-908" title="Mum ve kelebek" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/mum-kelebek-205x300.gif" alt="Mum ve kelebek" width="205" height="300" />Kalbimizin aşkı yaşamaya başladığını nasıl anlarız? Aşk dediğimiz duygu için neleri göze alabiliriz? Bunu anladığımız noktada başlıyor sanırım, gerçekler&#8230; Ve şuna eminimki aşkın tek gerçeği, hiç bir gerçeği düşünemeyecek hale getirebilmesi insanı&#8230; Aynı zamanda korkutması, endişe ettirmesi de beraberinde tabii… Çünkü korktuğumuz, endişelendiğimiz halde engel olamadığımız şeyler aşkın heyecanını pompalıyor kalbimize! Kalbe pompalanan bütün duygular damarlarımızda  yolculuğa çıkıyor ve bütün vücudumuzu keşfederek, bizi bütün olarak ele geçiriyor. Bu yüzden elini tutan elin hissini hafızasına kazıyabiliyor aşık&#8230;Ufacık bir anıyla yetinebilme duyusu hep yoğun yaşanan bu hisler yüzünden…  Bütün vücudu dolaşan aşk, gözlerde parıltı, dudaklarda sebepsizce duran bir tebessüme dönüşüyor…</p>
<p>Aşkın tarifi yok evet, ama her aşkın bir hikayesi var&#8230; Aşkı tadanlarımız, kendi tariflerimizi, hikayelerimizle ölçülendirip bir güzel ziyafet çekiyoruz kalbimize&#8230;</p>
<p>Aşkın ışığı sizi de çevrenizi de daima aydınlatsın, aşkla kalın siz de…</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/ask-icin-askla-sem-ile-pervane%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En güçlüsü hangisi: Karınca, Arı, İnsan&#8230;</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/en-guclusu-hangisi-karinca-ari-insan/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/en-guclusu-hangisi-karinca-ari-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 14:02:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[arı ve insan]]></category>
		<category><![CDATA[arı ve sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[insan ve karınca]]></category>
		<category><![CDATA[karınca ve arı]]></category>
		<category><![CDATA[karınca ve güç]]></category>
		<category><![CDATA[karınca ve günler]]></category>
		<category><![CDATA[karınca ve sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[karınca ve umut]]></category>
		<category><![CDATA[umut gün]]></category>
		<category><![CDATA[umutlu gün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[Her zaman daha fazlasını isteyerek yaşamak, aslında çok da kötü bir şey değildir. İstediklerimiz; mutluluk, sağlık ve şanssa eğer&#8230; Madde özelliği taşımayan şeylerin bolluğu hayatı zengin eder, ruhu ışıl ışıl yapar bence&#8230; Kaybettiğimizde geri dönüşü olmayacak boşlukları; ancak manevi kayıplarımız bırakır içimize&#8230; Onun dışında her şeyin yerine yenisi gelir, bir güzel de unutturur eskisini&#8230;
Bu yüzden, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-900" title="Arı ve Çiçek" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/ari2.jpg" alt="Arı ve Çiçek" width="350" height="238" />Her zaman daha fazlasını isteyerek yaşamak, aslında çok da kötü bir şey değildir. İstediklerimiz; mutluluk, sağlık ve şanssa eğer&#8230; Madde özelliği taşımayan şeylerin bolluğu hayatı zengin eder, ruhu ışıl ışıl yapar bence&#8230; Kaybettiğimizde geri dönüşü olmayacak boşlukları; ancak manevi kayıplarımız bırakır içimize&#8230; Onun dışında her şeyin yerine yenisi gelir, bir güzel de unutturur eskisini&#8230;</p>
<p>Bu yüzden, mutsuz anlarımın en güzel ilacıdır manevi duygularımın varlığı&#8230; En çok onları kaybetmekten korkarım. Sevebilme isteğim, hazine sandığımın en nadide parçası halinde parlatır günlerimi&#8230; Çabalamak isterim sevgim sayesinde&#8230; Heveslerim anlık değildir&#8230; Sevgime bağlı renkli bir uçan balon gibi havalarda süzülürler&#8230; Mutluluklarım balonların etrafında neşeyle ötüşen minik serçeler gibi uçuşurlar&#8230; Güneş, bütün heveslerimi ve mutluluklarımı güzel ışığıyla parlatırken, masmavi gökyüzü rengiyle huzur saçar dünyama&#8230;</p>
<p>Bütün bunlar içimin haliyken, gelsin hüzünler, mutsuzluklar, şanssızlıklar&#8230; En nihayetinde, gri bulutlar da yağdırmak için mavi bir gökyüzüne ihtiyaç duyar&#8230; Bir tane güneş, her gün hiç bıkmadan koca gökyüzünü geceden gündüze çeviriyorken, umutsuzluğa kapılmak için kör olmak lazım. Güneş, her sabah umut saçarak aydınlatıyor gökyüzünü&#8230; “Bakın, bir gece daha gündüz oldu işte!” diyerek göz kırpıyor günümüze&#8230; İçimiz umut renkleriyle dolu olduktan sonra her gecenin sabahını bulacağız hissini uyandırıyor insanda&#8230; Her zaman söylerim, bir şeyi “ya olmasaydı” diye düşündüğünüzde kıymetini daha iyi anlarsınız&#8230; Mutluluğa her zaman ihtiyacımız var&#8230; Onun kıymetini bilmek için de mutsuzluk mutlaka şart&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-901" title="Karınca ve Güç" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/karinca-235x300.jpg" alt="Karınca ve Güç" width="235" height="300" />Büyük binaların yanındaykenki acizliğinize daha fazla eklenmiş halidir bir karıncanın hissettikleri&#8230; Buna rağmen, çabalamaktan asla vazgeçmez karınca. Yuva açar, yemek didikler, çalışır da çalışır&#8230; Günde onlarca arkadaşı devler tarafından ezilir gözleri önünde&#8230; Ama, o, yoluna devam eder&#8230; Arılar  mesela&#8230; Olmasalar, dünyamızda çiçek olmaz&#8230; Minicik uçan arılar, karşılarına çıkan her dev tarafından canavar muamelesi görerek katledilir. Suçları; kahvaltı sofralarımıza bal yapmak ve bahçelerimizin renkli çiçeklerine hayat vermektir&#8230; İçinde bir sürü kötülük barındıran insanlar herkes tarafından saygı görürken, arılar minicik iğneleri yüzünden cezalandırılırlar. Peki, bu onları durdurmuş mudur? Hala soframıza koyabildiğimiz bal-kaymak ikilisine bakacak olursak, hayır&#8230; Aynen devam&#8230;</p>
<p>Sürekli bizim eziyetimize uğrayan minikler  “aynen devam!” edebiliyorsa koca koca insanlar olarak biz mi bıkacağız?! İlle  bizi de mi bir ezen, büzen, katleden olacak. E o da oluyor kısmen, zaman zaman&#8230; Her şeyin cevabı doğada var&#8230; “Ben bu işin içinden nasıl çıkacağım?” dediğimiz her şey, daha önce milyonlarca defa yaşanmış, denenmiş ve halledilmiş&#8230; Birazcık görerek, severek izleyince hayatın yürüdüğümüz yoldan başka kısımlarını bütün cevaplar önümüze seriliveriyor&#8230;</p>
<p>En son göreceğiniz şeyin ne olduğunu, bilmediğinizi fark ederek seyredin dünyayı&#8230; Bir daha göremeyeceğinizi düşünmek, mucize şeyler görmenize neden olacak&#8230;</p>
<p>Sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/en-guclusu-hangisi-karinca-ari-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Yolcunun Hikayesi</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/iki-yolcunun-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/iki-yolcunun-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 16:20:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ve çabukluk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ve hız]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk aşk]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi ve hız]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=889</guid>
		<description><![CDATA[Çabuk nedir? Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda olan&#8230;  Nasıl anlaşılır ki bu? Hız kesince mi? Yoksa durunca mı tamamen&#8230;? Aslında bir şeye çabuk demek çok tehlikelidir. Bu, atılan adımların sayılması gibidir biraz&#8230;  Hatta varılacak bir yer belirlenmiş hissi uyandırır.Çünkü, bir son belirlenmemişse ya da varsayılmamışsa, seyir halindeyken çabuk ya da yavaş olmanın önemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-890" title="Manzara" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/manzara-300x225.jpg" alt="Manzara" width="300" height="225" />Çabuk nedir? Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda olan&#8230;  Nasıl anlaşılır ki bu? Hız kesince mi? Yoksa durunca mı tamamen&#8230;? Aslında bir şeye çabuk demek çok tehlikelidir. Bu, atılan adımların sayılması gibidir biraz&#8230;  Hatta varılacak bir yer belirlenmiş hissi uyandırır.Çünkü, bir son belirlenmemişse ya da varsayılmamışsa, seyir halindeyken çabuk ya da yavaş olmanın önemi yoktur&#8230; Gidersin sadece&#8230; Etrafı seyredersin&#8230; Belki heyecana kapılır azıcık hız katarsın adımlarına&#8230; Belki sonra yorulur biraz dinlenirsin&#8230; Ama çabuk gidiyorum dediğin anda ya varacağın yere yaklaşmak korkutuyordur; ya da sürekli sınırlar çiziyorsundur hayata&#8230;</p>
<p>Çabuk ve yavaş arasında bir noktada gizlenen küçük mutluluklar vardır&#8230; Çok hız katarsan adımlarına yavaştan uzaklaşırsın&#8230; Geride bıraktığın yollarda bir sürü ayrıntı kaçırırsın.. Yavaş gidersen, olağandan fazla ayrıntı takılır gözüne&#8230; Daha çok inceler, daha çok soruyla atarsın bir sonraki adımını&#8230;İkisinin ortasını tutturdun mu da her adımında bir başka heves gizlenir ve esen her rüzgar ileriye doğru usulca iter seni&#8230;</p>
<p>İki yolcunun hikayesi gibi&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-891" title="Sevgililer" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/sevgili-238x300.jpg" alt="Sevgililer" width="238" height="300" />Günün birinde, bir kızla bir erkek yürümek için seçtikleri yolda iki yabancı olarak bulurlar birbirlerini&#8230;Yol, ıssız&#8230; Yol, onları oraya iten kalplerinin atışı gibi bir şeylerin habercisi&#8230;Aynı yolda, ayrı hayallerin peşinde adımlarını atarlarken, yalnız olmadıklarını bildikleri halde, görmezden gelirler diğer ayak seslerini&#8230; Zira, yalnız kalmak için çıkılmıştır o yola&#8230;Nerden çıkmıştır şimdi bu yabancı diye geçer akıllardan&#8230; Yol uzar, gider&#8230; Sağda solda gördükleri şeyleri sözlere döküp paylaşma istekleri yalnız kalma arzusunun önüne geçmek üzeredir. Yavaş yavaş yanyana yürümeye başlarlar&#8230; Konuşmadan&#8230; Aynı adımlarla, aynı yöne&#8230;</p>
<p>Bir süre sonra gördüklerini bir diğeri de fark etsin isteği, her şeyi paylaşma arzusuna dönüşür&#8230; Yol, keyiflenmiştir&#8230; Issızdır; ama hızla atan iki kalp, hevesle geride bırakılan ayak izleri heyecan katmıştır çoktan arzularına&#8230; Derken, uzaklarda bir yerde bir kutu olduğunu fark ederler.Heyecan duygusuna, merak da dahil olmuştur artık. Kutunun yanına doğru, sohbet ede ede yürümeye devam ederler. Kutunun başında durup merakla incelerler. Sımsıkı kapatılmış, sade fakat ihtişamlı bir kutudur. Açması oldukça zor göründüğü için kız erkekten bir hamle bekler. Zira erkeğin gücüne ihtiyaç vardır sımsıkı kapağın açılması için. Erkek uğraşır. Sağdan soldan açmayı dener.Son hamleyle bir çeker,kapak açılır.İçinde renkli küçük bir paket daha vardır. Erkek, yorgun kollarıyla paketi alır ve kıza uzatır açması için. Kız paketi almakla almamak arasında kalırken, uzanır ve o anki hislerle çabucak alır.İşte o an ilk paylaşımları gerçekleşmiş olur. Kızın narin ellerini acıtacak kadar sert değildir paket. Bir kaç hareketle paketi açar.İçinde bir kalp bulur.Kalbi özenle çıkartırlar paketten. Kız, kalbe zarar vermek istemez. Ama onsuz kalmayı da göze alamaz. Tam kırıp, yarısını erkeğe verecekken, erkek durdurur. Bütün olarak birlikte saklarlar o kalbi&#8230;Her duyguya yer vererek..Acımasına kim neden olursa, her iki tarafında canının yanacağını bilerek&#8230;</p>
<p>Çabuk nedir?  İsteyerek yürünen bir yolda, zaman kavramından uzaklaşıp istenilen duyguların yaşanması mıdır?  Eğer, zaten sonu gelmeyecekse yaşananların, çabuk ya da yavaş yaşanmasının ne önemi kalır&#8230;</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/iki-yolcunun-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Umut Denizine Yolculuk</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/umut-denizine-yolculuk/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/umut-denizine-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 21:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi damlası]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[umut yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden sevmek yazısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=885</guid>
		<description><![CDATA[ Umut denizinin küçük küçük damlacıkları vardır.  Ya o denize girip her bir damlanın keyfini çıkarırsın ya da  boğulursun&#8230;  Denizin dibine vurduğunda ise suyun yüzeyindeki ışığa bakar  ve pişman olursun&#8230; O pişmanlık, içindeki havadan daha ağır gelir o an.. Ve çabalamak bile istemezsin&#8230; Ya kendini yukarı itersin, ya sessiz çığlığını dinlersin&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-886" title="Sevgi Damlasi" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/sevgi-damlacik-300x244.png" alt="Sevgi Damlasi" width="300" height="244" /> Umut denizinin küçük küçük damlacıkları vardır.  Ya o denize girip her bir damlanın keyfini çıkarırsın ya da  boğulursun&#8230;  Denizin dibine vurduğunda ise suyun yüzeyindeki ışığa bakar  ve pişman olursun&#8230; O pişmanlık, içindeki havadan daha ağır gelir o an.. Ve çabalamak bile istemezsin&#8230; Ya kendini yukarı itersin, ya sessiz çığlığını dinlersin&#8230; Bu iki ihtimalden ötesi o kadar imkansız, o kadar mükemmeldir ki gerçekleşmesini hayal bile edemezsin. İşte tam o anda, bir el hissedersin avuçlarında&#8230; Derindesindir, ağırdır pişmanlıkların, pes etmişsindir; ama buna rağmen elindeki sıcaklığın farkındasındır. O an şaşkınlıkla çatılsa da kaşların, yüreğine giden sıcaklık her şeyi önemsiz kılar. Kısa süre önce pişmanlıkla  baktığın su yüzeyine doğru gülümseyen bir yüzle çıkartılırken, etrafın ne kadar da güzel olduğu  da dikkatini çeker. Az önce seni  öldürmek üzere olan bu deniz, şimdi yaşatmak için uğraşıyordur çünkü&#8230; Su yüzeyine çıkıp ciğerlerini oksijene kavuşturduğunda, yüreğinin de yaşamını bulduğunu hissedersin&#8230; Ne de olsa gözyaşlarından fazladır umut denizinin damlaları&#8230;</p>
<p>Gerçek aşk da böyle  herşeye rağmen diyebildiğin, inadına  yüreğiniyaşatabildiğin noktada başlamaz mı?  Duygularla dolup taşan bir kalbi, yaşamına kavuşturamazsan, yalnızca bir bedene kan pompalamaktan başka ne işe yarar ki ?  O duygular paylaşılmazsa, kalp, pencere önünde sıcaktan  kuruyan çiçekler gibi  olmaz mı? Herkes hayatı boyunca en az bir kez derine çakılır ya da bir yolunu bulup çakıldığı yerden yukarıya doğru çıkar&#8230; Ama yalnızca, gerçekten  umudun gücüne inanan insanlar düşme ihtimalini göz ardı etmez ve su yüzeyinde kalmak için çabalarlar&#8230;  Öyleyse aşk ve umut yakın dost olmalı&#8230;  Umut olmadan aşk çiçeği yeşermez; aşk olmadan da umut denizi damlaları  kalbi boğar..</p>
<p><img style="float: right; border: 0px initial initial;" title="Kara Toprak" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/kara-toprak-300x239.jpg" alt="Kara Toprak" width="300" height="239" />Umut etmekten hiç vazgeçmeyen ben, şimdi rüzgarın esişinde bile ayrı bir koku, ayrı bir güzellik hissediyorum&#8230; Her zaman güzel eserdi&#8230; Her zaman içimi huzurla doldururdu&#8230; Ama şimdi ayrı bir esişi var&#8230;  Güneş de her gün ayrı bir güzellikle doğuyor sanki&#8230; Işıkları  bambaşka bir umutla  aydınlatıyor her yeri&#8230; Yıldızlar da her gece ayrı bir  gizemle parlatıyorlar gökyüzünü. Ruhum sanki en güzel yerlerin, en güzel hayatını yaşıyor.. Ve sanki, bazen bedenimi gülen yüzümle olduğum yerde bırakıp,  bana evrenden huzur toplayıp getiriyor&#8230;  Gözlerim, hayranlıkla izlediği dünyamı şimdi hayretle izliyor&#8230; Mükemmeliğin ötesine geçmiş bu dünya benim için mi? Mümkün mü bu? Demekki ne olup bittiğinin farkında olmadan; olup bitenin keyfini çıkarmakmış  sihirli mutluluk&#8230; Yeni nefes de bu olsa gerek&#8230;  Her zamankinden daha fazla umutla, aşkla alınan, daha önce hiç alınmamış bir nefes&#8230; Bitmez denilen gözyaşları nerede kaldı peki? Dedim ya ne de olsa gözyaşlarından fazladır umut denizinin damlaları&#8230;!</p>
<p><strong> Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/umut-denizine-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluk Ayrıntıda Gizlidir</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/mutluluk-ayrintida-gizlidir/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/mutluluk-ayrintida-gizlidir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 18:47:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak üzerine yazı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk yazı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi üzerine yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[
Mutlulukların en büyük engeli ne biliyor musunuz? Genellemeler… “Çok güldük kesin ağlayacağız” derler mesela…  Neye dayanarak, ne alakayla söylenir ki… Sonra bir de “Her güzel şeyin sonu vardır” kazınmıştır hafızalarımıza. Oysa, çok gülmesek de ağlamıyor muyuz?  Ya da çok güzel yaşamasak da sonların ızdırabını çekmiyor muyuz? Genellemeleri, anlam veremediğimiz şeyler için bahane olarak sunuyoruz kalbimize, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-874" title="Mutluluk ve Yaraticilik" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/mutluluk-yaraticilik.jpg" alt="Mutluluk ve Yaraticilik" width="450" height="335" /></p>
<p>Mutlulukların en büyük engeli ne biliyor musunuz? Genellemeler… “Çok güldük kesin ağlayacağız” derler mesela…  Neye dayanarak, ne alakayla söylenir ki… Sonra bir de “Her güzel şeyin sonu vardır” kazınmıştır hafızalarımıza. Oysa, çok gülmesek de ağlamıyor muyuz?  Ya da çok güzel yaşamasak da sonların ızdırabını çekmiyor muyuz? Genellemeleri, anlam veremediğimiz şeyler için bahane olarak sunuyoruz kalbimize, zihnimize… Sonuç; yine kendimizle başbaşayız…</p>
<p>Hislerimizin içinde bizi yönlendiren minik minik kontrol mekanizmaları var. Bazı hislerde daha iyi çalışıyor o mekanizmalar. Bazılarında ise kullanılmamaktan pas tutmuş halde bekliyor… Hani saatlerin içinde dönen dişli çarklar vardır ya, hisler de öyle harekete geçiyor işte… Yaşadığımız her şey başka bir çarkı döndürüyor… Dönen her çark diğer çarkın dönmesine etki ediyor… Çark-ı felek de buradan geliyor işte… Dünyadan gideceğimiz güne kadar feleğin çarkını döndürmeye çalışıyoruz… İrili ufaklı çarkların birbirine geçe geçe dönmesiyle yol alıyoruz hayatta… Bazen aksamalar oluyor; biri durunca diğeri tekliyor…Ama nihayetinde hepsi birbiri için dönüyor … Bu çarkların dönüşleri hayat hikayelerini doğuruyor işte…</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-875" title="Mutluluk ve Çark" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/mutluluk-cark-300x214.jpg" alt="Mutluluk ve Çark" width="300" height="214" /></p>
<p>İnsan, doğar, büyür, ölür diyorlar; ama öyle olmuyor&#8230; Kimisi büyürken ölüyor, kimisi ölmek üzereyken doğuyor… Çocukken hiç oyuncağı olmayan bir adamın, yaşayabilmek için sokaklarda oyuncak satması nasıl bir histir hiç düşündünüz mü? O adam elindeki oyuncakları çocuksu bir heyecanla sevebilir mi artık…? Yanından geçip giderken ya da eline iki üç kuruş sıkıştırırken mendil satan çoçuğun gözlerine baktınız mı? Küçük bir çocuk gibi heyecanlı ve masum mu; yoksa ürkek ve yalnız mı titriyor göz bebekleri?  İşte bir genelleme daha yok oldu…</p>
<p>Genelledikçe ayrıntılardan çalıyoruz… Oysa mutluluk ayrıntılarda gizli… Yaşından önce büyümüş o çocuğa yaşını hatırlatmakta mesela… Bazen gökyüzünü seyredebilmenin verdiği ayrıcalıkta…Zıp zıp yürüyerek  yerdeki kırıntıları toplayan minik serçelerde… Miskin miskin yatarken bebeklerini emziren köpeğin koruyucu tavırlarında… Estikçe kokusunu etrafa saçan çiçeklerde… Bazen de bir sokak çocuğunu sevindirmekte… Ağlayan birine yaslanabileceği bir omuz olmakta… Sevdiğinizi söylemeyi ertelememekte… Özlediğiniz birine kavuşmakta… Mutluluk, genellemelerden çok uzakta… Her daim ayrıntılarda… Ellerinize bakıp iyiki varlar diyebilmekte… Yürümekten yorulduğunuzda, yürüyebildiğiniz için sevinmekte… Birini özlemle kucaklayabildiğiniz kollarınıza şükretmekte… Bütün bu güzellikleri görebildiğiniz gözlerize kıymet vermekte… Mutluluk, sadece ayrıntıları sevebilmekte… Her türlü genellemeden geriye kalan sadece bizsek, önemli olan sadece mutluluksa, şükredebiliyorsak, mutlu da edebiliriz demektir…</p>
<p><img class="size-medium wp-image-876 alignright" title="Mutluluk" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/mutluluk1-300x198.jpg" alt="Mutluluk" width="300" height="198" /></p>
<p>Mutluluğu usta bir nakkaş gibi hayata işlemek istiyorsak, onun ayrıntılara verdiği önemi de göz ardı etmemeliyiz… Nasıl ki beğendiğimiz nakışlardaki ince ayrıntılar bizde hayranlık uyandırıyorsa, hayatımızda bulduğumuz ayrıntılar da bize yaşamayı sevdirecektir… Haydi şimdi mutluluğu işleyelim hayata…! Gülümseyerek ve gülümseterek…  Kalbiniz en sevdiklerinizin sevinçleriyle dolsun…</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/mutluluk-ayrintida-gizlidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uçmanın Zamanı Geldi: Mutluluktan!</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/ucmanin-zamani-geldi-mutluluktan/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/ucmanin-zamani-geldi-mutluluktan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 22:49:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk ile ilgili şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[mutlulukla ilgili özlü sözler]]></category>
		<category><![CDATA[mutlulukla ilgili yazı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluktan uçmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=859</guid>
		<description><![CDATA[Mevsim geçişlerini sevmez çoğu insan&#8230; Oysa yaz ve kış kadar net olmasa da, ilkbahar ve sonbaharı da severim ben&#8230; Ara mevsim olsalar da, biri sonu biri başlangıcı anlatır aslında&#8230; Sonbaharda bizi terk eden tüm güzellikler, kışın dinlenerek, ilkbaharda seriliverirler önümüze&#8230; Hem de ruhumuza karışmak için sabırsızlanarak, neşeyle, en güzel renkleriyle&#8230;
İlkbaharın ilk günlerinde doğayla içiçe gezmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-865" title="Uçma Zamanı" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/ucma1.jpg" alt="Uçma Zamanı" width="198" height="200" />Mevsim geçişlerini sevmez çoğu insan&#8230; Oysa yaz ve kış kadar net olmasa da, ilkbahar ve sonbaharı da severim ben&#8230; Ara mevsim olsalar da, biri sonu biri başlangıcı anlatır aslında&#8230; Sonbaharda bizi terk eden tüm güzellikler, kışın dinlenerek, ilkbaharda seriliverirler önümüze&#8230; Hem de ruhumuza karışmak için sabırsızlanarak, neşeyle, en güzel renkleriyle&#8230;</p>
<p>İlkbaharın ilk günlerinde doğayla içiçe gezmek de ayrı bir keyiftir. Kış mevsiminin griliğinden ve soğukluğundan saklanan tüm güzellikler, birileri gelsin görsün diye sabırsızlıkla bekler adeta&#8230; Hava ne kadar soğuk olsa da, güneş  bulutların arasından kendini göstermek için çaba sarfeder&#8230; Sanki onun da sabrı kalmamıştır artık güzel havalarla bizi buluşturmaya&#8230; Hele bir de ortak pencereden dünyayı seyrettiğiniz kişiler de yanınızdaysa, ilkbaharın ilk gezileri ayrı bir keyif  katar ruhunuza&#8230;</p>
<p>Güneşin sıcaklığı tenimize değmese de ruhumuza bütün ışığıyla hakim olmaya başladı bile bu günlerde&#8230; Çiçekler, kelebekler, nehirler, kalpler hep bir başlangıç ve yenilenme dönemine girdi&#8230; Bu heyecanla yüklü hisler korkuları da beraberinde getirdi elbette&#8230; Hani iyi niyetle bir kuşa yem atmak üzere elinizi havaya kaldırdığınızda kuşcağız aniden korkup kaçar ve  minik kalbi hızlı hızlı atmaya başlar ya&#8230;Her ne kadar karnı aç da olsa korkularına yenik düşer ya&#8230; İlkbahar mevsiminde bizim halimizde böyle olur işte&#8230; Aşka aç bile olsak, bize elini uzatan iyi niyetli de olsa, uçup uzaklaşmak isteriz. Halbuki kalsak, açlığımız dinecek&#8230; “Bak işte bir şey olmadı” diyerek güvenimizi tazeleyeceğiz&#8230; Fakat neye yarar&#8230; Yaşadıklarımız, bize yaşatılanlar kolay kolay izin vermiyor güvenmeye&#8230; Açlığı, yara almaya tercih ediyoruz çoğumuz&#8230;Tam da bunları düşünürken, birden kendime geldim.  Herkes böyle düşünüyor, evet&#8230; Peki, böyle düşünüp de bir şey kazanan var mı? Hayır&#8230; Öyleyse “”neden herkesten farklı bir şey yapıp, gönlümüzdeki minik kuşu masmavi gökyüzüne, özgürlüğe doğru azad etmiyoruz ki&#8230; ?” dedim kendi kendime&#8230; Sonra da harekete geçirdim içeride uçmayı bekleyen kuşları&#8230;Kanatlandılar, uçtular&#8230; Rengarenk ağaçların dallarına kondular&#8230; Başka kuşlarda neşeyle cıvıldadılar&#8230; Yem atandan korkmamayı öğrendiler&#8230;Şimdi beni daha çok seviyor kalbim&#8230; Çünkü onu yalnızlığa terk etmedim&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-864" title="Şimdi Uçmak Zamanı" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/ucma2.jpg" alt="Şimdi Uçmak Zamanı" width="233" height="350" />Bir kez daha, korkunun bizi güzelliklerden uzaklaştıracağına emin oldum&#8230; ‘Korku, önünüzde lezzetli bir yemek dururken ona yutkunarak bakmak gibi acizce’ diye düşündüm. İki seçenek vardır her zaman&#8230; Ya evet ya hayır; ya tamam ya devam&#8230; Ya yemeğe yutkunarak bakarsın; ya da yavaşca çatalını batırır ve lezzettini tüm ağzına bırakırsın&#8230; Her şey bir anlık haz için bile olsa, yutkunarak beklemekten daha çok şey katar insana&#8230;</p>
<p>İlkbahar, yenilenmedir, renktir, neşedir&#8230; Ben, önyargılar ve korkuya yenik düşmeden hayattan bir lezzet daha çaldım&#8230; Tadı da damağımda kaldı&#8230; Uzaktan görünen küçük pencerelerin yaklaştıkça büyük dünyalara açılması gibi bir histi&#8230;İnsanız; yenik düşmeliyiz güzelliklerin karşısında&#8230;Bundan çekinmemeli, hayranlık duymanın hazzını da yaşamalıyız&#8230;</p>
<p>İlkbaharın getirdiği bütün güzelliklerin kahkahalarınıza dönüşmesi dileğiyle&#8230;</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/ucmanin-zamani-geldi-mutluluktan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yine mi Güzeliz Yine mi Çiçek&#8230;</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/yine-mi-guzeliz-yine-mi-cicek/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/yine-mi-guzeliz-yine-mi-cicek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 21:48:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlama]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlama sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlamak]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlamak için]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlamak ilgili sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlamak şiir]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlamak yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlamak yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden başlamakla ilgili yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden tutunabilmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayata yeniden tutunmak]]></category>
		<category><![CDATA[uçurum kenarında aşk]]></category>
		<category><![CDATA[uçurum ve sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=844</guid>
		<description><![CDATA[
Yaşadığımız her günün gizli bir anahtarı vardır aslında&#8230; Kimi zaman o anahtarı kullanıp açarız yeniliklerin kapısını, kimi zamansa başka bir gün kullanmak üzere saklı tutarız içimizde&#8230; Bunun yanında bazı şeyler de vardır ki, tutku yaratır duygularımızda&#8230; Anahtara ihtiyaç duymayız kapıyı açmak için&#8230; Zaman kaybetmek istemez, tekmeyi vurup gireriz içeri&#8230; Girişimiz ne şekilde olursa olsun, içeride [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-843" title="Çiçek ve Sevgi" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/cicek-sevgi.jpg" alt="Çiçek ve Sevgi" width="450" height="332" /></p>
<p>Yaşadığımız her günün gizli bir anahtarı vardır aslında&#8230; Kimi zaman o anahtarı kullanıp açarız yeniliklerin kapısını, kimi zamansa başka bir gün kullanmak üzere saklı tutarız içimizde&#8230; Bunun yanında bazı şeyler de vardır ki, tutku yaratır duygularımızda&#8230; Anahtara ihtiyaç duymayız kapıyı açmak için&#8230; Zaman kaybetmek istemez, tekmeyi vurup gireriz içeri&#8230; Girişimiz ne şekilde olursa olsun, içeride kendimizi bulur ve tutkunun da huzur verebileceğini anlarız&#8230;Tutku, önce çelişki yaratır. Sonra, akıl ve kalp savaşmaya başlar. En sonunda  kim galip gelirse onun zaferinin coşkusu yaşanır dünyamızda&#8230;</p>
<p>Her ne olursa olsun, insan vardığı sonuca kendi kararlarıyla ulaşmışsa ne kalbinden ne de mantığından bir şey kaybeder.  “Neden yapıyorum? Çünkü, öyle istiyorum” mantığıyla hareket edince, olası hataları hazmetmek de kolaylaşır. Başkası için olmadığı sürece, kendi çelişkilerini yenmenin kime ne zararı olabilir ki? Gitmek isteyince, gitsem mi gitmesem mi düşüncelerinin içinde kaybolmaktansa ya git ya da gitme işte&#8230; En azından kendi kararımızın arkasında durup, kendi hatalarımızla yüzleşebilmemiz gerekir&#8230; Kendi kararlarımızla elde ettiğimiz başarıları sahiplenirken iyi de, başarısızlıkları görmezden gelmek niye? Hepsi yaşamanın gereği değil mi&#8230;? Hepsi sevgiye, akla, yaşama kattığımız artılar aslında&#8230; İyisiyle, kötüsüyle verdiğimiz her karar bize ait&#8230; Yoksa kendini yargıla, başkalarını yargıla nereye kadar? Yanlışlardan korkmamak bizim elimizde&#8230; Acı, bizim elimizde olmayan şeyler için yaşandığında aşılması çok güç, evet&#8230; Fakat acı çekme ihtimali bütün adımlarının önünü keserse, acı çekmemeyi öğrenemez ki insan&#8230; Oysa, acıların altında ezilmek sanıldığı kadar da kötü değil&#8230; Bir çiçeği dalındayken kokladığınız zaman kokusu sizi mest edebilir. Fakat fark ettiniz mi çiçekler, bitkiler, daha çok koku bırakırlar ezildiklerinde&#8230; Dalındaki gibi estetik durmasa da kokusu daha yoğun olur ezilen çiçeklerin&#8230; Ve her çiçek inatla her bahar tomurcuklanır yeniden! İnsanlar da zorda kaldıkça hayatın neresinden zevk alabileceklerini görme olanağı bulurlar&#8230;Narin bir çiçekten ne farkı var ki duygularımızın&#8230; Çoğu zaman daha sert görünmemizin nedeni de aslında öyle olmamamız değil midir?</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-845" title="Ucurumun Kenarında Aşk" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/ucurum-sevgi.jpg" alt="Ucurumun Kenarında Aşk" width="260" height="348" />Anlamak lazım&#8230; Anlamayı istemek lazım&#8230;<br />
Her insan hoyratça ezilmiştir kötülüklerin altında&#8230;Acının mis kokusunu bırakmıştır geçmişinin odalarında&#8230;Buna rağmen her bahar, en güzel renklerle  yeniden hevesle açmak isteriz çiçeklerimizi&#8230;  Yenilenen hayatın kucağına doğru&#8230;Biraz koklanmak, biraz hırpalanmak, biraz da kendi halimizde sonbahara ulaşmak için&#8230; Kokumuz fark edilsin isteriz&#8230; Neden bir papatyayken gül gibi kokmadığımızın nedenleri bilinsin isteriz&#8230;<br />
Hikayemizi bize bakarak okuyacak kişiler tarafından sevilmek isteriz&#8230; Baktığını gören, istediğini bilen birine teslim olmayı bekleriz&#8230;</p>
<p>Bu döngü böylece sürer gider&#8230; Herkes kendince kazanır, kaybeder&#8230; Ne olursa olsun her insan mutlu olmak ister&#8230; Gülümsemek ister&#8230; Fakat sadece hayatına, kararlarına, hatalarına sahip çıkabilen insanlar bunu başarır!&#8230; İçten gülümseyebilen insanlar işte onlardır&#8230; Bu yüzden gülümseyebilene karşılık vermek, gülümseyemeyeni anlamak gerekir&#8230;</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/yine-mi-guzeliz-yine-mi-cicek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şu Üç Günlük Dünyada&#8230;</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/su-uc-gunluk-dunyada/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/su-uc-gunluk-dunyada/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 20:37:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[bahar müjdecisi]]></category>
		<category><![CDATA[bahar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[bahar yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[baharla ilgili azı]]></category>
		<category><![CDATA[ilk baharla ilgili yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ilkbahar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ilkbahar yazısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=826</guid>
		<description><![CDATA[
İnsan geçmiş hakkında daha çok şey yazabilir. Geçmiş, olmuş bitmiştir&#8230; Hakkında söylenebilecek şeyler vardır. Gelecek öyle midir? Belirsiz ve sınırsızdır&#8230; Bu yüzden gelecekle ilgili söylenebilecek şeyler klişedir. “Umutla bak”, “İyi düşün iyi olsun”, “Akışına bırak”&#8230; Doğru&#8230; Gelecek için yapılabilecek hiç bir şey yok çünkü&#8230; Bilinmeyen bir şeyin ne iyi olduğuna karar verebiliriz; ne de kötü&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-827" title="Gökkuşağı" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/gokkusagi.jpg" alt="Gökkuşağı" width="500" height="287" /></p>
<p>İnsan geçmiş hakkında daha çok şey yazabilir. Geçmiş, olmuş bitmiştir&#8230; Hakkında söylenebilecek şeyler vardır. Gelecek öyle midir? Belirsiz ve sınırsızdır&#8230; Bu yüzden gelecekle ilgili söylenebilecek şeyler klişedir. “Umutla bak”, “İyi düşün iyi olsun”, “Akışına bırak”&#8230; Doğru&#8230; Gelecek için yapılabilecek hiç bir şey yok çünkü&#8230; Bilinmeyen bir şeyin ne iyi olduğuna karar verebiliriz; ne de kötü&#8230; Ama iyi olacağını umut edebilirz&#8230; Bu, sonuçları değiştirmez; ancak yaşadığımız ‘an’ı kurtarmamıza olanak sağlar. Hasan-ı Basri’nin dediği gibi: “Dünya üç gündür; dün, bugün ve yarın. Dün geçti; yarın, geleceği belli değil. Öyleyse bugünün kıymetini bil.”</p>
<p>‘Şu üç günlük dünyada ne önemi var küçük hesapların’ dememizin nedeni de işte budur: Dün, bugün ve yarın&#8230; Biz neler yaşarsak yaşayalım, hep bu kanun üzerine kurulu yaşamımız. Zamanla her şeye alışırız. İlk seferde uzun gelen yollar bile gide gele kısaymış hissi uyandırır. Acılara olan duyarsızlığımız da böyle başlar.</p>
<p>Geçen her dakika düne dahil olurken, aynı esnada gelecekle ilgili planlar peşinde koşarken kaç tane bugün kaçırıyoruz, bir bilseniz&#8230; Gitti mi gelmeyen bütün o anlarla, geçmiş kumbarasına zenginlik katarken, keşkelerle dolu bir geleceğe de yatırım yapmış oluruz. Kötü anılar da iyi anılar da gelecek içinde kısa anlara dönüşürler. Nasıl ki günlerce okuduğumuz uzun bir kitabı 5 dakikada anlatabiliyorsak, geçmiş de geleceğimizin içinde kısa anılardan ibaret aktarılır bir günden diğer güne&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-828" title="Papatya" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/tek-papatya.jpg" alt="Papatya" width="250" height="368" />İşte böyle bir döngü içinde yaşayıp giderken, hayata anlam katmak da gerekir. Hayatın sesi kahkahaya, kokusu bir çiçeğe, görüntüsü masmavi bir gökyüzüne, tadı da lezzete dönüşmelidir. Çok düşünmeden; ama neyi düşündüğünden önce neyi düşünmediğinin farkında olarak adım atmak gerekir. “Umutla bak” , “İyi düşün iyi olsun”, “Akışına bırak” demenin yanısıra “ Biraz şundan biraz da bundan”, “ Biraz daha bundan, biraz daha şundan” demek de gerekir&#8230; Çünkü şu üç günlük dünyanın en güzel günü sadece bugündür. Bugüne bir şeyler katmayı bırakıp, dün ve yarın için kaygılanmak, “artık” sizin olmayanla, “zaten” sizin olmayan için kaygılanmaktan başka ne olabilir ki?</p>
<p>Şu üç günlük dünyada, en güzel günün kıymetini bilme zamanıdır şimdi&#8230; Bahar geldi&#8230; Tabiat yenilendi&#8230; Eskiyen ruhumuza tazelik katmak için mükemmel zamanlama! Sarılmak istediğinize sarılın; seviyorum demek istediğinizde tereddüt etmeyin; herkesin içinde kahkaha atmaktan utanmayın; tanımadığınız insanlarla konuşmaktan korkmayın; güzel dileklerinizi insanlardan esirgemeyin;  yolda yürürken sadece önünüze değil, gökyüzüne de bakın; nefes alırken gülümsemeyi de unutmayın&#8230; Bahar size şans getirecek&#8230; Çünkü siz hayatınızda var olan birçok şey sayesinde zaten şanslı olduğunuzu fark edeceksiniz&#8230; Baharın her renginin tadınıza tat katması dileğiyle&#8230;</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/su-uc-gunluk-dunyada/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Şirketi</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/hayat-sirketi/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/hayat-sirketi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 16:25:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[çevre ve hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ekip ve hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat bir ekip işi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat ve şirket]]></category>
		<category><![CDATA[hayatımızın şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplar ve hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[heyecan ve hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=792</guid>
		<description><![CDATA[
Bugün, kendiniz için yemek-içmek dışında ne yaptınız? Gülümsediniz mi? Tanımadığınız birine yardım etmenin, teşekkür etmenin huzurunu tattınız mı? Gökyüzüyle yeryüzü arasında minicik bir nokta olduğunuzun farkına varıp, böbürlenmekten vazgeçtiniz mi?   Hayır mı?  O zaman, üzülerek söylemeliyim ki bugünü boşa harcamışsınız&#8230;
Şu dünyada sadece kendimiz için yaşarsak,  neye yarar ki alıp verdiğimiz nefes ? Şöyle düşünelim:  Hayat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="ihlamur" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/ihlamur.jpg" alt="ihlamur" width="500" height="333" /></p>
<p>Bugün, kendiniz için yemek-içmek dışında ne yaptınız? Gülümsediniz mi? Tanımadığınız birine yardım etmenin, teşekkür etmenin huzurunu tattınız mı? Gökyüzüyle yeryüzü arasında minicik bir nokta olduğunuzun farkına varıp, böbürlenmekten vazgeçtiniz mi?   Hayır mı?  O zaman, üzülerek söylemeliyim ki bugünü boşa harcamışsınız&#8230;</p>
<p>Şu dünyada sadece kendimiz için yaşarsak,  neye yarar ki alıp verdiğimiz nefes ? Şöyle düşünelim:  Hayat düzeni içinde herkes bizim için bir şeyler yapıyor. Farkında olmasalar bile&#8230; Örneğin, biz bir yerden bir yere ulaşalım diye bir taksici yola koyuluyor. Tahmin etmediğimiz bir anda onu görüp çeviriyoruz.  Yolda aniden susayabiliriz diye, küçücük bir büfenin içinde bütün gün oturan biri, bizim için sıcacık yatağını terk ediyor sabahları&#8230; Bizler de gün içerisinde, farkında olmadan hiç tanımadığımız insanların hayatında rol alıyoruz. Sistem böylesine düzgün işlerken iç dünyamızda yarattığımız bencillikle neye isyan ediyoruz&#8230; ? Ya da neye yarıyor, içimizdeki duyguları dondurmaktan başka&#8230;?</p>
<p>Hiç bir şey yolunda gitmiyor&#8230; Adaletsizlik her yerde&#8230; Evet&#8230; Hassas davranmaya çalıştığımız her an, bir darbeye hedef oluyoruz. İyi düşünmeye karar verdiğimiz her an, pişman ediliyoruz. Mutlaka bir engel çıkıyor&#8230; Elde ettiklerimizi elimizden almak için hep pusuda bekleyen bir düşman var sanki&#8230; Kıymet verip, el üstünde tuttuğunuz şeyler, bir bakıyorsunuz bir başkası tarafından hırpalanıyor. Engel olamıyoruz  bu adaletsizliğe&#8230;  Sadece başka anlamlar çıkarabilmek için zorluyoruz zihnimizi&#8230;</p>
<p>“Üzüntü kalkanı” diye bir şey var içimizde. Tehlikeyi hissettiği anda bahane üreten bir makine bu&#8230; Günü kurtarmamızı sağlayan sadık bir dost kendisi. Bu da sistemimizin bir parçası&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-794" title="hayat-sirketi" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/hayat-sirketi.jpg" alt="hayat-sirketi" width="500" height="272" /></p>
<p>Hayatımızı bir şirket varsayacak olursak, yaşamak da bir ekip işi olmaz mı? Şirkete gelen giden herkese iyi davranmak, dışardan görünüşümüze dikkat etmek, şirket içindekilerle doğru ilişkiler kurmak, sistemli çalışmak şirketin batmaması için ön koşullarımız&#8230; Bunları sağladıktan sonra, kâr etmek için çalışmak gerek tabii&#8230; Gelmiş, geçmiş hesapları kontrol altında tutmak, harcamalara dikkat etmek, gelecek için sağlam projeler oluşturmak vs&#8230; Şirketin kazançlı olması için, doğru hedefle doğru hedef kitleye hitap etmek de şart&#8230; Ve iyi bir slogan da bulduk mu hayat bize güzel işte! Şöyle güçlü, heyecan yaratıcı bir şey!</p>
<p>Hayatı, bir şirket olarak ele aldığımızda yaşadığımız sistemde bir amacımız olduğunu da fark edebiliriz: Sevmek, gülümsemek ve yaşamak&#8230; Gün doldururcasına değil, zaman yetmeyecekmiş gibi dolu dolu, hissede hissede yaşamak&#8230; Her yeniliğe açık, her darbeye dirençli ve her yeni güne hevesli bir hayat yaşamak&#8230;</p>
<p>Bir de güzel bir alıntı size;</p>
<p><em>Her gün bir yere konmak ne güzel,<br />
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.</em></p>
<p><em>Dünle beraber gitti cancağızım;<br />
Ne kadar söz varsa düne ait&#8230;<br />
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.</em> (Mevlana)</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/hayat-sirketi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sırça Köşk</title>
		<link>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/sirca-kosk/</link>
		<comments>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/sirca-kosk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 14:43:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başak Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[dert]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[üzüntü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-net.gen.tr/guncel/?p=700</guid>
		<description><![CDATA[
Geçmişte yaşamaktan vazgeçmek ne kadar zordur değil mi? Çok isteriz bunun aksini yapmayı, ancak geleceğin belirsizliği  bu suçu işlememize ortam hazırlar. Bir yılın en az 5-6 ayını geçmiş için hayıflanarak geçiririz. Bir gün, bir ay, bir yıl öncesi için&#8230;. Geriye kalanın 3-4 ayını geleceği düşünerek, 1-2 ayı da &#8216;şimdi&#8217;yi düşünerek  harcarız. Peki, bu dağılım sizce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-701" title="sirca-kosk1" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/sirca-kosk1.jpg" alt="sirca-kosk1" width="300" height="275" /></p>
<p>Geçmişte yaşamaktan vazgeçmek ne kadar zordur değil mi? Çok isteriz bunun aksini yapmayı, ancak geleceğin belirsizliği  bu suçu işlememize ortam hazırlar. Bir yılın en az 5-6 ayını geçmiş için hayıflanarak geçiririz. Bir gün, bir ay, bir yıl öncesi için&#8230;. Geriye kalanın 3-4 ayını geleceği düşünerek, 1-2 ayı da &#8216;şimdi&#8217;yi düşünerek  harcarız. Peki, bu dağılım sizce doğru mu? Böyle mi geçmeli hayat&#8230;</p>
<p>Geçmişte yaşanıp geleceğe taşınan şeyler, hep derin acılar veren şeylerdir. Kayıplar, ayrılıklar, pişmanlıklar&#8230; Düşünülen şeyin ya da kişinin bunu hakedip haketmediğinin bir önemi yoktur. İşin içine acılar girdi mi zihin ve kalp kontrolü zordur&#8230; Geçmişe takılıp kalmak, çoğu zaman, geleceğin güzelliklerinden vazgeçmek anlamına da gelir&#8230; Önümüze çıkan fırsatları, geçmişin süzgecinden geçirerek değerlendiririz. Peki elimize ne geçer? Yalnızlık&#8230; Sadece yalnızlık&#8230; Ne duyguların üzerine yenileri eklenebilir, ne anıların yerini yenileri tutabilir&#8230;</p>
<p>Aslında  mantıklı düşünsek, gönülden gönüle binbir zorlukla kurulan köprüleri, hiç düşünmeden ansızın yakan biri ya da buna neden olan olay neden unutulamaz ki?!</p>
<p>Geçmişte yaşamayı tercih ettiğimiz için&#8230; Her gün, gönül denen sırça köşkümüzün tozlarını aldığımız için&#8230; Düzeni bozmadan, her şeyin eskisi gibi kalmasına özen gösterdiğimiz için&#8230; Sırça köşkümüzün eski, kırık dökük, tozlar içinde kalmasını kendimize yediremediğimiz için&#8230; Çünkü sırça köşk &#8216;camdan köşk&#8217; demektir&#8230; İçerdekini dışarı yansıtır&#8230; İşte bu yüzden etraf anlamasın diye temizleyip durduk köşkü&#8230; Biz temizledikçe, o kirlenmeye devam etti&#8230; Bir kısır döngünün içine hapsolduk&#8230; Oysa,  yanlış yaptık&#8230; Eşyaların üzerini bembeyaz örtülerle örtüp bir süre tatile çıkmalıydık&#8230;</p>
<p><img class="size-full wp-image-702 alignleft" title="sirca-kosk2" src="http://www.e-net.gen.tr/guncel/wp-content/uploads/sirca-kosk2.jpg" alt="sirca-kosk2" width="300" height="300" />İşte kalbimizde var olan acılara da bunu yapmalıyız&#8230; Üzerini  bembeyaz tertemiz örtülerle örtmeliyiz acıların&#8230; Kayıpları, hayal kırıklıklarını ve buna neden olan şeyleri unutmadan, yok saymadan devam etmeliyiz yola&#8230; Bu farkındalık, geçmişte yaşama sıkıntısı da vermez, üstelik.. Aksine, bir yıl içinde geçmiş için harcadığımız zamandan çalıp  yaşadığımız anın güzelliklerini tatmak  için yatırım yapmış oluruz&#8230; Hayatın neresinde durduğumuzun farkına varırız&#8230;  Bembeyaz olmalı bu farkındalık&#8230; Bütün egolardan, kötü duygulardan arınmış olmalı&#8230; İçinizi temiz duygularla doldurmalı&#8230; Nefes almanın, gülümsemenin tadını bir başka hissettirdiğini anlatmalı&#8230; Fakat,  örtünüz ne kadar beyaz olursa olsun, eşyanın şeklini belli etmeli uzaktan bakana&#8230; Gülümsemeniz, yaşadığınız kötü şeylerin inadına, kendinize kattıklarınızla ışık saçmalı etrafa!</p>
<p>Kayıplar, ayrılıklar, pişmanlıklar geçmişin bibloları olsun, sırça köşkün içinde&#8230; Hem baş köşede dursun, hem de hayatın akışında önemli rol oynamasın&#8230; En çok toz en üst raflarda bulunur ya&#8230; Bırakın tozlu kalsın “en”lerinizin bulunduğu o raf&#8230; Hem yukarda olduğu için kimse göremez, hem de sizin gözünüze çok sık çarpmaz&#8230;</p>
<p>Şimdi, geçmiş için harcadığımız süreden çalıp, yaşadığımız  anın tadına ekleme  zamanı&#8230;! Gelecek, “anı” yaşadıkça gelecek zaten&#8230; Bizim olmayan haliyle kafamızı kurcalayacağına, geldiği kadarıyla renk katsın ruhumuza&#8230; Sırça köşklerinize hoş misafirler, sadık dostlar dilerim&#8230; Çok kasmayın kendinizi, yeni gelene hazırlamak için&#8230; Ne de olsa misafir umduğunu değil, bulduğunu yer&#8230;!</p>
<p><strong>Başak Hilal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-net.gen.tr/guncel/kose-yazilari/sirca-kosk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

