E-net Güncel Turk Mizah

Hatamla Sev Beni

Tarih: 26 Kasım 2009 Kategori: Başak Hilal, Köşe Yazıları, Manşet.

sandalye

Hata yapmaktan ne çok korkarız değil mi ? Hep bu korku yüzünden fırsatlar kaçırırız, zamanlar yitiririz, pişmanlıklar yaşarız. Üstelik böyle ağır sonuçlara katlanmak, hata yapmaktan daha olağan gelir hepimize. Kocaman bir korku çemberi içinde korkularla yaşayıp, dışarıda olup bitene seyirci kalmak yerine, sadece “ denemek” neden bu kadar zor? Hata yapma endişesiyle fırsatları kaçırmasak, zamanlar yitirmesek ve bunlar yüzünden daha sonra pişmanlık duymasak ne olurdu sanki ? Korkmasak kafamızda dolanan endişelerden?

Bunun için öncelikle hatalarımızı sevmemiz lazım. Çünkü, o hatalar sayesinde tadarız hayatın güzelliklerini.

Hatanın adı kötü sadece. Oysa kendisi yaşam için oldukça faydalı ve gerekli. Türk Dil Kurumu bile son derece masumane yaklaşmış bu kelimeye. “İstemeyerek, bilmeyerek yapılan yanlış, kusur, yanılma, yanılgı” olarak açıklamış. O zaman bu kadar korkacak ne var peki? İstemeyerek yapılan, gayet insani bir yanılma mı daha kötü etkiler hayatımızı, yoksa kaçırdığımız fırsatlar ya da kaybettiğimiz zaman mı? Öyleyse, şunu diyebilir miyiz: Hata yapmak, hayatın üzerine üzerine gitmek, doya doya yaşamak demektir. Eğer, hata dediğimiz bu masumane yanılgıyı ve bunun yarattığı sonuçları hakkıyla sahipleniyorsak, elbette diyebiliriz. Başarılarımızı olduğu kadar, başarısızlıklarımızı ve hatalarımızı da sahiplendiğimizde, pişmanlık yasasını da alt etmiş oluruz. Her zaman için “En azından denedim” demek, “ Ben bunu yapamam” demekten daha çok renk katar hayata.

sahil

Şimdi bakıyorum da, ne çok hata yapmışım. Ne de güzel olmuş. Hataları merdiven gibi kullanmışım, hem üzerine basıp biraz daha yukarı yaklaşmışım, hem de hata yapa yapa geriye bakmamayı öğrenmişim. İşte anahtar bu! Öğrenmek… Hatalar, öğretir. Hatalar, hayatı hakkıyla yaşatır. Hatalar, ağlatır. Ki ağlamak, gülmek kadar gerekli ve güzeldir. Çünkü, her zaman gözyaşlarının ve derin kederin arkasından büyük mutluluklar gelir. Tıpkı her gün, gece ve gündüzün birbirini şaşmadan izlemesi gibi. Ve kederi de mutluluk gibi hakkını vererek yaşamak gerekir!

Diyeceğim şudur ki, hatalar, hata yapmaya değer her şey için çok güzeldir. Bilirsin ki, yapacağın şeyin sonucu iyi de olsa kötü de olsa, sana katacak çok şeyi vardır. İşte o zaman, durma! Nasıl ki güzelliğini katacaksın hayatına attığın adımın, yaptığın hatanın da katacağı çok şey olacaktır sana. Hatanı sevdiğin zaman, kendini de sevdiğini göreceksin. Daha güvenle atacaksın bundan sonra adımlarını. Sonra da en güzele erişmek için, en zora katlanmış olmanın gururunu yaşayacaksın. Bunu fark ettiğinde ise, ne güzel yaşıyorum diyeceksin…

Hatalar… Bizim hayat yolunda önümüze çıkan küçük, büyük engellerimiz. Bizi büyüten, bizi ağlatan, bize hayatı anlatan deneyimlerimiz… Onlar olmadan yaşamak mı istersiniz? Yoksa onlarla büyümek mi? Onların anlattıklarını dinlemek mi istersiniz, yoksa hep “belki”lerin ihtimallerini düşünmek mi? Çok basit, çok minik bir kural var aslında. “Hayat kısa ve olgunluk, ne kadar sürede pişeceği belli olmayan çikolatalı bir pasta !” O zaman yapılacak tek şey var: Aç kollarını hatalara! Kucakla onları ve büyü onlarla…

Başak HİLAL


3 Yorum “Hatamla Sev Beni”

  1. Fatih Uzal diyor ki:

    Başkalarından hatalarından ders çıkarmak önemli olursa insan hayatında yaptığı hataların sayısı azalır. Ne kadar az hata o kadar mutlu yaşam… Yapılmış o istenmeyen hatalar, masum gözüken şeyler yüzünden insan en değerli şeylerinin yitirebiliyor bazen, zaman, sevdiği, işi, gibi… En önemli şey ve insanı akıllı yapan davranış başkalarının ya da geçmiş hatalardan çok fazla ders çıkarmaktır.

  2. Mehmet Numan Özkaptan diyor ki:

    “Hatamla Sev Beni” Sevmek nedir? Çoğu insana göre sevmek annedir, babadır, kardeştir, ailedir, sevgilidir, eşidir, evlattır, köpektir, kedidir, evidir, giysidir, semttir, ildir, kartpostaldır… Nasıl bir “zoom out” la ilk var olduğundan, hayat dediğin herşeyi oluşturan bir çok noktayı tutuyor ve hayat bu zincirlerden başlıyor. Peki insan doğduktan sonra ne yapıyor da bu zincir başlıyor? Gözlerini açıyor. Gözlerinin gördüğü ilk şey kucagında durdugu annesi oluyor, sonra onu sevmeye gelen babasını görüyor, sonra kardeşleri.. ve zinciri başlıyor. İnsan aslında sorusuna bir tek şeyle cevap veremediği; ” Aşk, Sevmek, Hata, Doğru, Yanlış… “‘larını böylesi köşeli ve tanımlanmış gibi görünen kelime kalıplarına sokarken, kaçırıyor.. Aslında köşeli gördüğü şeylerin sınırlarının bitmediği, tanımlanmış sandığı kelimelerin aslında cümleyle değil gözleriyle tanımlayabildiğini unutur. Aslında aşkı, sevigiyi hatayı, doğruyu, yanlışı uzaklarda aramamalı çünkü o sadece iki küçük gözdür…

  3. Başak Hilal diyor ki:

    haklısın canım.. ne varsa o iki küçük gözde var zaten :) derin bi yorum olmuş :) zaman ayırıp okuduğun ve yorum yaptığın için teşekkürler..

Yorumlar