Çabuk nedir? Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda olan… Nasıl anlaşılır ki bu? Hız kesince mi? Yoksa durunca mı tamamen…? Aslında bir ÅŸeye çabuk demek çok tehlikelidir. Bu, atılan adımların sayılması gibidir biraz… Hatta varılacak bir yer belirlenmiÅŸ hissi uyandırır.Çünkü, bir son belirlenmemiÅŸse ya da varsayılmamışsa, seyir halindeyken çabuk ya da yavaÅŸ olmanın önemi yoktur… Gidersin sadece… Etrafı seyredersin… Belki heyecana kapılır azıcık hız katarsın adımlarına… Belki sonra yorulur biraz dinlenirsin… Ama çabuk gidiyorum dediÄŸin anda ya varacağın yere yaklaÅŸmak korkutuyordur; ya da sürekli sınırlar çiziyorsundur hayata…
Çabuk ve yavaÅŸ arasında bir noktada gizlenen küçük mutluluklar vardır… Çok hız katarsan adımlarına yavaÅŸtan uzaklaşırsın… Geride bıraktığın yollarda bir sürü ayrıntı kaçırırsın.. YavaÅŸ gidersen, olaÄŸandan fazla ayrıntı takılır gözüne… Daha çok inceler, daha çok soruyla atarsın bir sonraki adımını…İkisinin ortasını tutturdun mu da her adımında bir baÅŸka heves gizlenir ve esen her rüzgar ileriye doÄŸru usulca iter seni…
İki yolcunun hikayesi gibi…
Günün birinde, bir kızla bir erkek yürümek için seçtikleri yolda iki yabancı olarak bulurlar birbirlerini…Yol, ıssız… Yol, onları oraya iten kalplerinin atışı gibi bir ÅŸeylerin habercisi…Aynı yolda, ayrı hayallerin peÅŸinde adımlarını atarlarken, yalnız olmadıklarını bildikleri halde, görmezden gelirler diÄŸer ayak seslerini… Zira, yalnız kalmak için çıkılmıştır o yola…Nerden çıkmıştır ÅŸimdi bu yabancı diye geçer akıllardan… Yol uzar, gider… SaÄŸda solda gördükleri ÅŸeyleri sözlere döküp paylaÅŸma istekleri yalnız kalma arzusunun önüne geçmek üzeredir. YavaÅŸ yavaÅŸ yanyana yürümeye baÅŸlarlar… KonuÅŸmadan… Aynı adımlarla, aynı yöne…
Bir süre sonra gördüklerini bir diÄŸeri de fark etsin isteÄŸi, her ÅŸeyi paylaÅŸma arzusuna dönüşür… Yol, keyiflenmiÅŸtir… Issızdır; ama hızla atan iki kalp, hevesle geride bırakılan ayak izleri heyecan katmıştır çoktan arzularına… Derken, uzaklarda bir yerde bir kutu olduÄŸunu fark ederler.Heyecan duygusuna, merak da dahil olmuÅŸtur artık. Kutunun yanına doÄŸru, sohbet ede ede yürümeye devam ederler. Kutunun başında durup merakla incelerler. Sımsıkı kapatılmış, sade fakat ihtiÅŸamlı bir kutudur. Açması oldukça zor göründüğü için kız erkekten bir hamle bekler. Zira erkeÄŸin gücüne ihtiyaç vardır sımsıkı kapağın açılması için. Erkek uÄŸraşır. SaÄŸdan soldan açmayı dener.Son hamleyle bir çeker,kapak açılır.İçinde renkli küçük bir paket daha vardır. Erkek, yorgun kollarıyla paketi alır ve kıza uzatır açması için. Kız paketi almakla almamak arasında kalırken, uzanır ve o anki hislerle çabucak alır.İşte o an ilk paylaşımları gerçekleÅŸmiÅŸ olur. Kızın narin ellerini acıtacak kadar sert deÄŸildir paket. Bir kaç hareketle paketi açar.İçinde bir kalp bulur.Kalbi özenle çıkartırlar paketten. Kız, kalbe zarar vermek istemez. Ama onsuz kalmayı da göze alamaz. Tam kırıp, yarısını erkeÄŸe verecekken, erkek durdurur. Bütün olarak birlikte saklarlar o kalbi…Her duyguya yer vererek..Acımasına kim neden olursa, her iki tarafında canının yanacağını bilerek…
Çabuk nedir? İsteyerek yürünen bir yolda, zaman kavramından uzaklaşıp istenilen duyguların yaÅŸanması mıdır? EÄŸer, zaten sonu gelmeyecekse yaÅŸananların, çabuk ya da yavaÅŸ yaÅŸanmasının ne önemi kalır…
BaÅŸak Hilal

