Bedenimi çarmıha gerdiler. Bilmediler; peygamberlik iddiam da yoktu, peygamber sabrım da… Avuçlarıma çakılan çiviler yakmadı da canımı; dört bir yandan gerilmek, olmadı. Her bir parçam isyan etti. ‘’Bırak gidelim!’’ dediler. Bırakamadım, o acıya rağmen yapamadım. Benliğimden uzaklaşmak, yakışmazdı. Bana yakışmazdı ya; ona da yakışmadı zaten. İnkâr etse de bir parçasıydım onun. Ta içinden çıkan, belki mutlu belki mutsuz bir hatıranın en canlı kanıtı…
***
Hani yere atarsınız ya bir parça çöp; hızınızı alamaz bir de tekme savurursunuz. Ya da bir izmarit atarsınız yakacağınız yeri görmeden; döner bir de ezersiniz kafasını. Neyin hırsıdır bu? Her şeye karşı yapabilir misiniz bunu? Canınızdan bir parçaya? O yaptı, oldu.  Benim kendime yapamadığımı o yaptı, oldu.
***
Bazı sahneler var tüm hücrelerimi titreten. Mesela tepesinden bombalar yağarken annesinin vücudunu siper ettiği bir çocuk… O çocuğun karnı aç. O çocuk korkmakta. O çocuk ölecek. O çocuk yaşarsa -ki bu mucize olur- ömrünün sonuna kadar her gece bomba sesleriyle uyanacak. O çocuk öyle şanslı ki… O çocuğu öyle kıskanıyorum ki…
Elifa Gamze Özyapar

