
Mutlulukların en büyük engeli ne biliyor musunuz? Genellemeler… “Çok güldük kesin ağlayacağız” derler mesela… Neye dayanarak, ne alakayla söylenir ki… Sonra bir de “Her güzel şeyin sonu vardır” kazınmıştır hafızalarımıza. Oysa, çok gülmesek de ağlamıyor muyuz? Ya da çok güzel yaşamasak da sonların ızdırabını çekmiyor muyuz? Genellemeleri, anlam veremediğimiz şeyler için bahane olarak sunuyoruz kalbimize, zihnimize… Sonuç; yine kendimizle başbaşayız…
Hislerimizin içinde bizi yönlendiren minik minik kontrol mekanizmaları var. Bazı hislerde daha iyi çalışıyor o mekanizmalar. Bazılarında ise kullanılmamaktan pas tutmuş halde bekliyor… Hani saatlerin içinde dönen dişli çarklar vardır ya, hisler de öyle harekete geçiyor işte… Yaşadığımız her şey başka bir çarkı döndürüyor… Dönen her çark diğer çarkın dönmesine etki ediyor… Çark-ı felek de buradan geliyor işte… Dünyadan gideceğimiz güne kadar feleğin çarkını döndürmeye çalışıyoruz… İrili ufaklı çarkların birbirine geçe geçe dönmesiyle yol alıyoruz hayatta… Bazen aksamalar oluyor; biri durunca diğeri tekliyor…Ama nihayetinde hepsi birbiri için dönüyor … Bu çarkların dönüşleri hayat hikayelerini doğuruyor işte…

İnsan, doğar, büyür, ölür diyorlar; ama öyle olmuyor… Kimisi büyürken ölüyor, kimisi ölmek üzereyken doğuyor… Çocukken hiç oyuncağı olmayan bir adamın, yaşayabilmek için sokaklarda oyuncak satması nasıl bir histir hiç düşündünüz mü? O adam elindeki oyuncakları çocuksu bir heyecanla sevebilir mi artık…? Yanından geçip giderken ya da eline iki üç kuruş sıkıştırırken mendil satan çoçuğun gözlerine baktınız mı? Küçük bir çocuk gibi heyecanlı ve masum mu; yoksa ürkek ve yalnız mı titriyor göz bebekleri? İşte bir genelleme daha yok oldu…
Genelledikçe ayrıntılardan çalıyoruz… Oysa mutluluk ayrıntılarda gizli… Yaşından önce büyümüş o çocuğa yaşını hatırlatmakta mesela… Bazen gökyüzünü seyredebilmenin verdiği ayrıcalıkta…Zıp zıp yürüyerek yerdeki kırıntıları toplayan minik serçelerde… Miskin miskin yatarken bebeklerini emziren köpeğin koruyucu tavırlarında… Estikçe kokusunu etrafa saçan çiçeklerde… Bazen de bir sokak çocuğunu sevindirmekte… Ağlayan birine yaslanabileceği bir omuz olmakta… Sevdiğinizi söylemeyi ertelememekte… Özlediğiniz birine kavuşmakta… Mutluluk, genellemelerden çok uzakta… Her daim ayrıntılarda… Ellerinize bakıp iyiki varlar diyebilmekte… Yürümekten yorulduğunuzda, yürüyebildiğiniz için sevinmekte… Birini özlemle kucaklayabildiğiniz kollarınıza şükretmekte… Bütün bu güzellikleri görebildiğiniz gözlerize kıymet vermekte… Mutluluk, sadece ayrıntıları sevebilmekte… Her türlü genellemeden geriye kalan sadece bizsek, önemli olan sadece mutluluksa, şükredebiliyorsak, mutlu da edebiliriz demektir…

Mutluluğu usta bir nakkaş gibi hayata işlemek istiyorsak, onun ayrıntılara verdiği önemi de göz ardı etmemeliyiz… Nasıl ki beğendiğimiz nakışlardaki ince ayrıntılar bizde hayranlık uyandırıyorsa, hayatımızda bulduğumuz ayrıntılar da bize yaşamayı sevdirecektir… Haydi şimdi mutluluğu işleyelim hayata…! Gülümseyerek ve gülümseterek… Kalbiniz en sevdiklerinizin sevinçleriyle dolsun…
Başak Hilal


Bütün bu güzellikleri görebildiğiniz gözlerinize kıymet vermekte… Mutluluk, sadece ayrıntıları sevebilmekte…
tebrikler…
teşekkür ederim bey efendi…