
Hiç düşündünüz mü? İnsanlar bir filmden, bir insandan ya da herhangi bir şeyden bahsederken o konuyla ilgili olumsuz düşüncelerini hiç duraksamadan art arda sıralar. Oysa bir şeye olan sevgisini, övgüsünü söylemek için günlerce bile bekledikleri olur. Bu insanın doğasında mı
vardır?
Yoksa toplum olarak içimizdeki güzel duyguları dışa vurma kaygısı içerisinde miyiz?
Çoğu zaman , bu gerçek duyguları olmasa bile , bir şeyi yerme hırsı var insanlarımızda. Yolda yürürken insanlar birbirlerini inceliyorlar. Kötü bir nokta yakaladıkları anda bunu ballandıra ballandıra yanındakine anlatıyor, birlikte kahkahalarla gülüyorlar. Belki o an içinden düşündüklerini yansıtmıyor hareketleri ama maksat yermek olsun.
Sevgiyi de böyle ele alıyoruz işte. Seni seviyorum demek zor geliyor,utandırıyor bizi. Sanki karşımızdaki insan, kötü bir söz söylendiğinde mutlu olacak, sevgi sözcükleri söylendiğinde ise yıkılacak! Belki de sorun bu; mutluluğa erişemiyoruz. Küçük bir çocuğun gülümsemesine, yaşlı bir teyzenin minnetine, yardıma muhtaç birinin sesine önem vermiyoruz. Küçük şeylerden mutlu olamıyor,sevgi nedir bilmiyoruz! İnsanları kırmaktan korkmuyor da onları mutlu etmekten korkuyoruz.
Toplum olarak ciddi bir sevgi açlığı içersindeyiz. İnsanlar hiç tanımadıkları,bilmedikleri bir insana bile ufacık bir sebepten dolayı bağırıyorlar. Kimse kimsenin gözlerindeki o pırıltıyı görmek için çabalamıyor. Bu sorunu ortadan kaldırmak için sihirli bir deÄŸneÄŸe gerek yok. Her ÅŸey insanın kendi içinde baÅŸlıyor ve aynı yerde son buluyor…
Demek istediğim şu; içimizde yaşayan o en güzel duyguyu nefretle verdiği savaştan galip çıkaralım. Nefretin gözlerimize indirdiği o kara perdeyi bir daha hiç kapanmamak üzere açıp, gözlerimizdeki pırıltıyı etrafa saçalım. Çünkü bir süre sonra insanın gözü karanlığa alıştığında, aydınlığa gereksinimi daha da azalacaktır.
Ve kiÅŸi bir süre sonra da ışıktan korkmaya baÅŸlayacak, ondan ürkecektir. Buna izin vermeyelim.Karanlıkta yaÅŸayarak güneÅŸin aydınlattığı güzelliklerden yoksun bir ömür geçirmek zorunda deÄŸiliz. İleride geriye dönüp baktığımızda koskoca bir karanlık görmektense aydınlığa eriÅŸmenin verdiÄŸi mutluluÄŸu tadalım.İşte o zaman aynaya baktığımızda gerçek duygularımızı yansıtmanın verdiÄŸi huzurla gülümseyebiliriz. Her sabah yeni bir baÅŸlangıç yapabilir, tırmanmaya çalıştığımız bu zor daÄŸa – hayata – daha emin, daha saÄŸlam bir ÅŸekilde tırmanabiliriz.
Ve doruğa ulaştığımızda etrafımızda bize parıldayan gözlerle bakan bir sürü insana bakarak kendi eserimizden duyduğumuz o müthiş hazla gülümsemeye devam edebiliriz. Çünkü sevgi, insandan insana gülümseme yoluyla bulaşan en güzel şeydir… Bugün yeni başlangıç yapıp bu duyguyu insanlara bulaştıralım ve sonsuz mutluluğa erişelim….
BaÅŸak Hilal


Eskiden etrafımda parlayan gözler çoktu zamanla hayatın çarkında üst plana çıkmak için unutmusum. Sağol hatırlattığın için.
Rica ederim canım . “Bakmak deÄŸil, görmek” bütün mesele bu
süper bunu yapabilmek için bile olsa hergün uğraşmamı sağlayacak sağlam bi yazı (Y)
Teşekkürler canım
gercekten çok etkıledi canım cok guzel bir yazı eline sağlıkk;)
güzel dokunaklı gerçek bir yazı terik ediyorum
güzel dokunaklı gerçek bir yazı tebrik ediyorum
If I were a Teenage Mutant Ninja Turtle, now I’d say “Kowbaunga, dude!”