
İnsan geçmiş hakkında daha çok şey yazabilir. Geçmiş, olmuş bitmiştir… Hakkında söylenebilecek şeyler vardır. Gelecek öyle midir? Belirsiz ve sınırsızdır… Bu yüzden gelecekle ilgili söylenebilecek şeyler klişedir. “Umutla bak”, “İyi düşün iyi olsun”, “Akışına bırak”… Doğru… Gelecek için yapılabilecek hiç bir şey yok çünkü… Bilinmeyen bir şeyin ne iyi olduğuna karar verebiliriz; ne de kötü… Ama iyi olacağını umut edebilirz… Bu, sonuçları değiştirmez; ancak yaşadığımız ‘an’ı kurtarmamıza olanak sağlar. Hasan-ı Basri’nin dediği gibi: “Dünya üç gündür; dün, bugün ve yarın. Dün geçti; yarın, geleceği belli değil. Öyleyse bugünün kıymetini bil.”
‘Şu üç günlük dünyada ne önemi var küçük hesapların’ dememizin nedeni de işte budur: Dün, bugün ve yarın… Biz neler yaşarsak yaşayalım, hep bu kanun üzerine kurulu yaşamımız. Zamanla her şeye alışırız. İlk seferde uzun gelen yollar bile gide gele kısaymış hissi uyandırır. Acılara olan duyarsızlığımız da böyle başlar.
Geçen her dakika düne dahil olurken, aynı esnada gelecekle ilgili planlar peşinde koşarken kaç tane bugün kaçırıyoruz, bir bilseniz… Gitti mi gelmeyen bütün o anlarla, geçmiş kumbarasına zenginlik katarken, keşkelerle dolu bir geleceğe de yatırım yapmış oluruz. Kötü anılar da iyi anılar da gelecek içinde kısa anlara dönüşürler. Nasıl ki günlerce okuduğumuz uzun bir kitabı 5 dakikada anlatabiliyorsak, geçmiş de geleceğimizin içinde kısa anılardan ibaret aktarılır bir günden diğer güne…
İşte böyle bir döngü içinde yaşayıp giderken, hayata anlam katmak da gerekir. Hayatın sesi kahkahaya, kokusu bir çiçeğe, görüntüsü masmavi bir gökyüzüne, tadı da lezzete dönüşmelidir. Çok düşünmeden; ama neyi düşündüğünden önce neyi düşünmediğinin farkında olarak adım atmak gerekir. “Umutla bak” , “İyi düşün iyi olsun”, “Akışına bırak” demenin yanısıra “ Biraz şundan biraz da bundan”, “ Biraz daha bundan, biraz daha şundan” demek de gerekir… Çünkü şu üç günlük dünyanın en güzel günü sadece bugündür. Bugüne bir şeyler katmayı bırakıp, dün ve yarın için kaygılanmak, “artık” sizin olmayanla, “zaten” sizin olmayan için kaygılanmaktan başka ne olabilir ki?
Şu üç günlük dünyada, en güzel günün kıymetini bilme zamanıdır şimdi… Bahar geldi… Tabiat yenilendi… Eskiyen ruhumuza tazelik katmak için mükemmel zamanlama! Sarılmak istediğinize sarılın; seviyorum demek istediğinizde tereddüt etmeyin; herkesin içinde kahkaha atmaktan utanmayın; tanımadığınız insanlarla konuşmaktan korkmayın; güzel dileklerinizi insanlardan esirgemeyin; yolda yürürken sadece önünüze değil, gökyüzüne de bakın; nefes alırken gülümsemeyi de unutmayın… Bahar size şans getirecek… Çünkü siz hayatınızda var olan birçok şey sayesinde zaten şanslı olduğunuzu fark edeceksiniz… Baharın her renginin tadınıza tat katması dileğiyle…
Başak Hilal


yine beni benden aldın, çok güzel, tadından yenmez olmuş…