E-net Güncel Turk Mizah

Uçmanın Zamanı Geldi: Mutluluktan!

Tarih: 24 Nisan 2010 Kategori: Başak Hilal, Köşe Yazıları, Manşet.

Uçma ZamanıMevsim geçişlerini sevmez çoğu insan… Oysa yaz ve kış kadar net olmasa da, ilkbahar ve sonbaharı da severim ben… Ara mevsim olsalar da, biri sonu biri başlangıcı anlatır aslında… Sonbaharda bizi terk eden tüm güzellikler, kışın dinlenerek, ilkbaharda seriliverirler önümüze… Hem de ruhumuza karışmak için sabırsızlanarak, neşeyle, en güzel renkleriyle…

İlkbaharın ilk günlerinde doğayla içiçe gezmek de ayrı bir keyiftir. Kış mevsiminin griliğinden ve soğukluğundan saklanan tüm güzellikler, birileri gelsin görsün diye sabırsızlıkla bekler adeta… Hava ne kadar soğuk olsa da, güneş  bulutların arasından kendini göstermek için çaba sarfeder… Sanki onun da sabrı kalmamıştır artık güzel havalarla bizi buluşturmaya… Hele bir de ortak pencereden dünyayı seyrettiğiniz kişiler de yanınızdaysa, ilkbaharın ilk gezileri ayrı bir keyif  katar ruhunuza…

Güneşin sıcaklığı tenimize değmese de ruhumuza bütün ışığıyla hakim olmaya başladı bile bu günlerde… Çiçekler, kelebekler, nehirler, kalpler hep bir başlangıç ve yenilenme dönemine girdi… Bu heyecanla yüklü hisler korkuları da beraberinde getirdi elbette… Hani iyi niyetle bir kuşa yem atmak üzere elinizi havaya kaldırdığınızda kuşcağız aniden korkup kaçar ve  minik kalbi hızlı hızlı atmaya başlar ya…Her ne kadar karnı aç da olsa korkularına yenik düşer ya… İlkbahar mevsiminde bizim halimizde böyle olur işte… Aşka aç bile olsak, bize elini uzatan iyi niyetli de olsa, uçup uzaklaşmak isteriz. Halbuki kalsak, açlığımız dinecek… “Bak işte bir şey olmadı” diyerek güvenimizi tazeleyeceğiz… Fakat neye yarar… Yaşadıklarımız, bize yaşatılanlar kolay kolay izin vermiyor güvenmeye… Açlığı, yara almaya tercih ediyoruz çoğumuz…Tam da bunları düşünürken, birden kendime geldim.  Herkes böyle düşünüyor, evet… Peki, böyle düşünüp de bir şey kazanan var mı? Hayır… Öyleyse “”neden herkesten farklı bir şey yapıp, gönlümüzdeki minik kuşu masmavi gökyüzüne, özgürlüğe doğru azad etmiyoruz ki… ?” dedim kendi kendime… Sonra da harekete geçirdim içeride uçmayı bekleyen kuşları…Kanatlandılar, uçtular… Rengarenk ağaçların dallarına kondular… Başka kuşlarda neşeyle cıvıldadılar… Yem atandan korkmamayı öğrendiler…Şimdi beni daha çok seviyor kalbim… Çünkü onu yalnızlığa terk etmedim…

Şimdi Uçmak ZamanıBir kez daha, korkunun bizi güzelliklerden uzaklaştıracağına emin oldum… ‘Korku, önünüzde lezzetli bir yemek dururken ona yutkunarak bakmak gibi acizce’ diye düşündüm. İki seçenek vardır her zaman… Ya evet ya hayır; ya tamam ya devam… Ya yemeğe yutkunarak bakarsın; ya da yavaşca çatalını batırır ve lezzettini tüm ağzına bırakırsın… Her şey bir anlık haz için bile olsa, yutkunarak beklemekten daha çok şey katar insana…

İlkbahar, yenilenmedir, renktir, neşedir… Ben, önyargılar ve korkuya yenik düşmeden hayattan bir lezzet daha çaldım… Tadı da damağımda kaldı… Uzaktan görünen küçük pencerelerin yaklaştıkça büyük dünyalara açılması gibi bir histi…İnsanız; yenik düşmeliyiz güzelliklerin karşısında…Bundan çekinmemeli, hayranlık duymanın hazzını da yaşamalıyız…

İlkbaharın getirdiği bütün güzelliklerin kahkahalarınıza dönüşmesi dileğiyle…

Başak Hilal


3 Yorum “Uçmanın Zamanı Geldi: Mutluluktan!”

  1. emel saraç diyor ki:

    insana mutluluk veren bir yazı daha…
    kalemine saglık canım benm

  2. Başak Hilal diyor ki:

    teşekkürler canım cicimm :)

  3. andac senyurt diyor ki:

    İnan her yazını yavaş yavaş tek tek ya bir deniz kenarında ya da ıssız bir ormanda okumak istiyorum… Çok fresh bir çırpıda okunası yazılar…

Yorumlar